Osamu Dazai - İnsanlığımı Yitirirken

Yorumlar 1

Offline
bilgiport 20 November 2025 19:22

Kitabın karakteri hakkında konuşalım istiyorum, bu yüzden incelemem onun üzerinden olacak sadece.

Yozo'nun hayatında, ona eşlik ettiğim, utançlarına dahil olduğum noktalar çok oldu, ama ondan uzaklaştığım zamanlar da oluyordu. Kitabı gel-gitlerle okudum bir nevi. Tam bağ kuracakken bir sis bulutu girmeden edemiyordu aramıza sanki.

Yine de anlam verebiliyorum artık bu duruma. İlk defa başıma gelmemişti çünkü bu. Yozo, hayata maskesi, belki de maskeleri aracılığıyla temas ediyordu; bu yüzden her ne kadar kitapta içten/açık bir tavır takınsa da bizlere karşı, onun hayata temassızlığı bende de ona karşı bir temassızlık yaratıyordu.

Yozo, açıkça sahte bir karakterdi. Evet, hiçbir şeyi içselleştiremiyordu. Kendisine, kendi deyimiyle, bir fırlamalık maskesi takınmıştı ve bu şekilde dokunuyordu insanlara. İnsanlar ise ulaşamıyor/dokunamıyordu ona. Anlaşılmayacağına o kadar emindi ki... onu anlayanlar/maskesini görenler olduğunda şaşkınlığını gizleyemiyordu.

Yozo, bir uyumsuzdu. Çocukluğundan beri biliyordu bunu ve uyum sağlamak tek derdi olmuştu bu yüzden. Çevreye, topluma, ailesine... Bu yüzdendir, personasıyla bütünleşmiş, yapmacıktan bir karakter oluşturmuştu kendine.

Yalnızdı. Etrafındaki insanların hiçbiriyle doğrudan ilişki içine girmiyordu, sanki hep bir mesafe vardı. Doğrudan ilişkiye girdiği tek şey kendi ölümüydü belki de. Var olmayı o kadar kabullenemiyordu ki sürekli ölümle -intiharları aracılığıyla- dans ediyordu. Çünkü kendi olarak var olmuş değildi o.

Bağımlı da oldu Yozo. Bu psikolojiyi de yaşadı bir uyumsuz olarak. Uyum sağlamak neyi gerektiriyorsa, hiç düşünmeden onu yapmak... Ya da uyumsuzluğunu ne unutturuyorsa ona tutunmak. Morfin, alkol, sigara...

En büyük derdi de toplumlaydı bence. Bu derdini çevresindekiler aracılığıyla en derinden yaşıyordu.

Bu içsel diyaloğu durumu açıklar nitelikte:

"Toplum buna izin vermez. Toplum değil, izin vermeyen sensin. Böyle şeyler yaparsan, toplumun tepkisi sert olur. Toplum değil, sen yaparsın. Çok geçmez, toplum seni gömüverir. Toplum değil, beni gömecek olan sen değil misin?" (s. 79)

Biraz da antisosyallik vardı kişiliğinde. Yasadışılık, bir uyumsuzun sığındığı en büyük limandır belki de. Çünkü yasadışı olan, istenmeyen, rahatsız eden davranış; uyumsuzdur topluma. Yozo gibi. Kendini ancak orada rahat hisseder çünkü. Uyumlu olamadığı toplumun onu göndereceği hapishanede... (Kendi sözlerinden bunu anlamak mümkündür.)

Bir varoluş çabasıydı Yozo'nun fırlamalığı, bir uyumsuzun çırpınışlarıydı. Rol yaparak tutunmaya çalıştığı acı bir hayatı vardı onun.

En sonunda uyumsuzların uğrak yeri olan akıl hastanesinden de geçti yolu.

...ve işte o zaman demişti: İnsanlığımı yitirdim.

Aslında sadece maskesi düşen bir çocuktu Yozo. İnsanlığını o zaman yitirmedi. İnsan olmak onun için rol yapmaktı, topluma uymaktı. Hepimizin yanıldığı nokta buydu belki...

İnsan olabilmek uyumlu olmak mıydı?

Tescillenince uyumsuzluğumuz, hakimler bizi hüküm giymiş bir suçlu kılınca yahut akıl hastası olduğumuzu söyleyince doktorlar... Maskelerinizi düşünce... Yitiriyor muyduk insanlığımızı?

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

--------------------
Destek talebi oluşturarak yardım alabilirsin. | Blog - Medya - Dosyalar - Gruplar
@bilgiport kanalıma bakabilirsiniz. | Ayrıca Link Kısaltma Servisi ile bağlantılarınızı kısaltabilirsiniz.

Yorum ekle

reload, if the code cannot be seen