Maksim Gorki - Fırtınanın Habercisi

Maksim Gorki - Fırtınanın Habercisi

Fırtınanın Habercisi, Ekim Devrimi öncesi Rusya’sının üzerinde toplanan kara bulutlar ile köpüren deniz arasında kanat çırpıp durur. Gorki fırtına öncesi bir gözlemleme yolculuğuna çıkartır bizi ülkesinde; hapishanelerden kentin izbe bodrumlarına uzanan bu yolculuk, masal üzerinden bizi geçmişe, ülkenin Rus olmayan öteki halklarının geleneklerine götürür. Gözlemlemenin, bakmanın, ayrıntıyı hayatın içinde, gerçekliğin imbiğinde demlemenin büyük ustası, sessizliğini bozmadan "dolaştırır" bizi; yoksunluğu, savrulmuşluğu ve dibe vurmuşluğu ise asıl yaşayanlara yorumlatır. Bizler de hapishanelerde, zindanımsı bodrum katlarında, yoksunlukların alt sınırında yaşayan ve açık seçik bir politik bilinçleri bulunmayan bu insanları ayakta tutan gücün ne olduğunu anlamaya çalışırız. Kimileri için en olumsuz durumda bile biraz ironi, öfke, yaşama dürtüsü, inanç ve kolay anlaşılmaz bir şeylerdir belki hayata destek veren itkiler. Kimileri içinse ufukta beliren fırtına bulutlarının müjdelediği yarınlar.

Fırtınanın Habercisi: Umuda yolculuk.

Çağlar Kırçak - Meşrutiyetten Günümüze Gericilik

Çağlar Kırçak - Meşrutiyetten Günümüze Gericilik - İmge Yayınevi

Çağlar Kırçak - Meşrutiyetten Günümüze Gericilik - İmge Yayınevi

Dr. Çağlar Kırçak'ın kitabıdır.
Uğur Mumcu, Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde bu kitap için şunları söyler:
"Bugünlerde Dr. Çağlar Kırçak'ın meşrutiyetten günümüze gericilik adlı kitabını okuyorum. Dr. Kırçak, bu incelemesinde "islamcı terör olmaz" yargısına tarih içinde yanıtlar veriyor. Kitapta, cumhuriyet öncesi ve sonrası şeriatçı akımlar, siyasal çerçevelere oturtularak inceleniyor. bugün şeriatçı akımlar eskisinden daha güçlü. Cumhuriyet kurulduğundan bu yana şeriatçılar devlet içinde hiç bu kadar güçlenmemişlerdi. Dr. Kırçak'ın kitabı, yalnızca önceki günün ve dünün incelenmesi değil, bugünün de aynasıdır."

Brittainy Cherry - Güney Fırtınaları

Brittainy Cherry - Güney Fırtınaları
Brittainy Cherry - Güney Fırtınaları

Sevgisiz evliliğimden kurtulmak için şehir hayatını geride bıraktıktan sonra, yeni bir başlangıç yapmak için Havenbarrow isimli küçük bir kasabaya taşınmıştım. Burada kasabanın aykırı adamına çekileceğimi hiç tahmin etmezdim. Sorunlu ve soğuk biri olduğu söyleniyordu. Ayrıca karanlık bir geçmişi vardı. Ama insanlar Jax'in gözlerindeki parıltıları ve gizlice yaptığı iyilikleri fark etmiyordu.


Milliyet Çocuk - Çizgi Klasikler - Sayı 044 - Guliver'in Yolculukları

Milliyet Çocuk - Çizgi Klasikler - Sayı 044 - Guliver'in Yolculukları
Milliyet Çocuk - Çizgi Klasikler - Sayı 044 - Guliver'in Yolculukları
Jonathan Swift - Gulliver'in Yolculukları​

Gulliver'in Gezileri, İrlandalı yazar Jonathan Swift tarafından 1726'da yazılan hiciv ve fantastik bir romandır. Eser, doktor Lemuel Gulliver'in farklı ülkelere yaptığı seyahatlerde İngiltere'nin toplumsal ve siyasi yapısını eleştirir.

Dört bölümden oluşan kitap, cüceler, devler, uçan adalar ve atların yönettiği bir toplum gibi hayali dünyaları anlatır. Gulliver, bu yolculuklarda insan doğasını ve Avrupa'nın değerlerini sorgular.


Stephen King - Duma Adası

Stephen King - Duma Adası
Boş sayfa üzerinde tek bir çizgi: Belki etkileyici bir günbatımı, belki de siyahlığın akabileceği bir yarık… Edgar korkunç bir şantiye kazasında sağ kolunu kaybeder, üstelik hafızası ve düşünme yetisi de zarar görmüştür. Geride yalnızca öfke kalır ve Edgar, zorlu bir iyileşme sürecine girer. İyi giden evliliği de aniden sona erince bu nekahet dönemi korkunç bir karabasana dönüşür. Edgar artık kazadan sağ kurtulduğuna sevinemeyecek duruma gelmiştir. “Coğrafi bir değişiklik” yapıp ona çok uzaklara gitmesini öneren psikiyatrı, neyin onu mutlu ettiğini sorduğunda Edgar’ın cevabı “resim yapmak” olmuştur. Bunun üzerine Edgar, Florida sahilinde el değmemiş olağanüstü bir yer olan Duma Adası’nda ev kiralar. Meksika Körfezi’ ndeki muhteşem günbatımı ona resim yapması için ilham verir. Edgar burada münzevi yaşamın duvarlarını yıkar ve dostlar edinmeye başlar. Kendi yaralarından söz etmekten çekinen ve onunla aynı hamurdan yoğrulmuş Wireman ile kökleri Duma Adası’nın derinliklerine uzanan yaşlı Elizabeth’le tanışır. Edgar’ın patlayan yaratıcılığı hem bir mucize hem de bir silahtır. Bazı resimleri o kadar güçlüdür ki kontrol edilemezler. Elizabeth’in geçmişinden sayfalar açılıp çocukluğundaki hayaletler belirince onarılmaz yıkımlar da başlamış olur. Stephen King’ten yaratıcılığın tehlikeleri ve hafızanın gizemleri üzerine büyüleyici ve ürkütücü bir roman.


Hermann Hesse - Knulp YKY

Hermann Hesse'nin Knulp adını verdiği bir gezginin başından geçen üç öyküyü içeren bu kitapta ilk olarak Knulp'un eski bir dostunun evinde konaklaması, ikinci olarak yine eski bir dostuyla insan ruhu üzerine yaptıkları bir sohbeti, son olarak da gençliğinde arkadaşı olan bir doktorla karşılaşıp hasta olduğunu, ölüme yaklaştığını fark etmesini okuyacaksınız.

Knulp, gençliğinden bu yana serseriliği, başıboşluğu sürdürmüş bir adamdır. Hiçbir zaman hiçbir yere bağlı kalmamış, bu yanı ona pek çok şey kaybettirmiş olsa da onu diğer insanlardan farklı hale getirmiştir.

Hüseyin Rahmi Gürpınar - Tövbeler Tövbesi

POYRAZAĞA meydancığını yürü, turşucuyu geç, beş on adım git. Sağa yılan gibi dar bir sokak kıv­rılır. Bu, gün görmez loş kıvrımların içine gir. Dön, do­laş, eğril, büğrül. Yol o kadar daralır ki adımını biraz sağa, sola çarpık atsan omuzun duvara dokunur. Böyle iki taraftan birine sürüne sürüne gidersin. Nihayet yan­dan tünel gibi bir delik görünür: Şeftali çıkmazı. Hasibe Hanım'ın evceğizi bu çıkmazın ta dibindedir.' Ben ne ka­dar söylesem olayları, başından geçen kimsenin tatlılı­ğıyle anlatamam. Evine gidelim de başından geçenleri kendi anlatsın. Bak dünyada neler oluyor.

Savaş yıllarında Hasibe Hanım, uğradığı gülünç bir felaketle tuhaf bir olayın kahramanı olmuştu. Hikaye lstanbul'a ağızdan ağıza pek çabuk yayıldı. Dar bir çık­maz sokak kuyusunda yaşayan bu kadın, gürültülü fi­limlerin, büyük artistleri gibi çabucak tanındı, meşhur oldu. Hikayeyi dinlemek için gelen kadın kalabalığıyle ev her gün dolup taşıyordu.

Yine bir gün Hasibe Hanım'ın küçük odası doldu. Dü­ğün evi gibi kalabalık sofaya, merdiven başına kadar taştı. O, eline kahvesini, sigarasını aldı. Bu iki keyif verici nesnenin dumanları arasında süzüle süzüle, dinleyicilerini sabırlıkla ağzına baktırıyordu. Anlatacaktı, ama biraz naz­lanmak âdetiydi. Bu tuhaf macerayı tekrar tekrar anlat­maya doymaz, sanki kelimelerin tatlı şekeriyle herkesten önce kendisi zevk duyardı.

Dumanların kıvrı mları içinde gençJiğin hatırlayarak süzüm süzüm süzülürken Hasibe Hanım sinirli bir gül­meyle birden fıkırdadı. Sanki on sekiz yaşının sesini, ifa­desini bulmak için kırıldı, döküldü. Ah, şimdi buruşuk yüzüne, kart sesine hiç yaraşmayan cilvelerle başladı:

- Bu yaştan sonra bana teklif ettikleri şeye bakı­nız. Tanrım kısmet etmesin. Olur şey mi hiç? Sen şeytana uydurma Allahım... Hanımlar, söylemeğe hacet var mı? Hepimizin başında... 

Aziz Nesin - Benim Delilerim

Aziz Nesin - Benim Delilerim
En az yarım yüzyıl Mazhar Osman adı dillerden düşmemişti. Hatta Mazhar Osman'lı deyimler vardı: 

-Hadi Mazhar Osman'a, mazhar Osman'a..

Bu söz "Hadi tımarhaneye!" demekti. Birisi için "Mazhar Osman'lık" demek, deli demekti. Deli olduğu sezdirilmek istenilene,

-Mazhar Osman'a görünsen iyi olur, denirdi.

Mazhar Osman adı günlük dile girmişti. Bir ad olmaktan çıkmış, bir deyim olmuştu. Günde, günde değilse bile en az haftada bir adını anmayan pek olmazdı. Öyle ünlü bir addı ki, gerçek ya da uydurma, bir de şöyle olay anlatılırdı:

Ruh ve akıl hastalıkları hekimi Dr. Mazhar Osman'ın Kızıltoprak tren istasyonuna çok yakın, tarihî boyalı, kâgir, iki katlı, bahçe içinde küçük bir evi vardı. Yine o ev duruyor. Dr. mazhar Osman bu evi satmak ister. Alıcılar çıkar. Diyelim o zamanın parasıyla evin fiyatı 25 bin lira ama Mazhar Osman 50 lira ister. Alıcının biri, "Bu ev etse etse 25 bin lira eder, çok istiyorsunuz," deyince Mazhar Osman, "Doğru," der, "ev 25 bin lira eder, ama Mazhar Osman'ın evi.. Bu evi alınca, mazhar Osman'ın evinde oturuyoruz diyeceksiniz, 25 bin lira da o etmez mi?.."

İlk okuduğum ruh ve akıl hastalıkları kitabı, Bakırköy Akıl ve Ruh Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Mazhar Osman'ın kitabıydı. O kitabın adını bile unuttum şimdi. Ama oynanmamış ve yayımlanmamış bir oyunumu yazarken o kitaptan çok yararlanmıştım..

Soyadı yasası çıkınca, mazhar Osman "mütehassıs" anlamına gelen "Uzman"dan nazire "Usman" soyadını almıştı. Uzmanlık, bizde hiç kimseye Mazhar Osman'a uyduğu denli uymaz; hem Osman adına uyuyor, hem de kişiliğine.. 

(AZİZ NESİN, "Benim Delilerim", NesinYayıncılık, 2018)...


Tarih - Sayı: 35 - Nisan 2017

Tarih - Sayı: 35 - Nisan 2017
Kitap Açıklaması: B. Safa Azizoğlu, yeni ve genç bir yazar; 22 yaşında... Günümüz gençliğinin yazacak hikayesi olmadığına, hikayesi olsa bile sözcükleri edebiyat denecek şekilde biraraya getiremeyeceğine inanılır. Çünkü onlar, çocukluğundan gençliğe giden yolda soru cümlelerinden başka edebi metinle(!) karşılaşmamış test kuşağıdır.